Binlerce yıllık tarihi, Akdeniz ve Anadolu kültürlerinin karışımından oluşan kültürü ve mimarisi ile Alanya, tatilini bu beldede geçirmek isteyenlere sayısız seçenekler sunar.
100 kilometreyi aşan sahilindeki eşsiz plajlarının yanında kent, tarihe meraklı olanları fazlasıyla tatmin ederken, doğa âşıklarını da kendine hayran bırakır.
Torosların eşsiz yaylaları; yüksekleri ve serin havayı denize tercih edenler için benzersiz bir alternatiftir. Sapadere Kanyonu ise özel ilgiyi fazlasıyla hak eden doğal güzelliklerden biridir.
Surlarının uzunluğu 6,5 kilometreyi bulan Alanya Kalesi, denizden 250 metreye kadar yükselen yarımada üzerinde yer almaktadır. Kandeleri adıyla da bilinen Alanya Yarımadası’ndaki yerleşim Helenistik döneme kadar uzanmakla birlikte, günümüze ulaşan tarihi dokusu büyük ölçüde 13. yüzyıl Selçuklu dönemine aittir.
Alanya’nın doğu ve batı ekseninde birçok antik kent kalıntısı bulunmaktadır. Bir kısmı kıyıda, bir kısmı ise sarp yamaçlarda kurulmuş olan bu kentler, Pamfilya ve Kilikya bölgelerine aittir. Kalıntılar, bu bölgelerin karakteristik özelliklerini yansıtır.
Alanya’da dört müze bulunmaktadır: Arkeoloji Müzesi, Etnografya Müzesi, İçkale Müzesi ve Atatürk Evi Müzesi. Tüm müzeler Alanya Müze Müdürlüğü’ne bağlıdır ve ücretli olarak ziyaret edilmektedir. Öğle tatili dışında müzeler haftanın her günü ziyarete açıktır.
Alanya plajları geniş kumsallardan oluşur ve Mavi Bayraklıdır. Mavi Bayrak, yüzme amacıyla kullanılan deniz sularının temizliğini ve plaj standartlarını belirleyen, aynı zamanda bu standartları denetleyen uluslararası bir uygulamadır. Gerekli nitelikleri taşıyan plajlara 1 yıl geçerli olmak üzere Mavi Bayrak verilir. Deniz suyunun mikrobiyolojik ve fizikokimyasal analizleri her 15 günde bir yapılır.
Alanya için “mağaralar kenti” demek yanlış olmaz. Kara ve deniz mağaralarının gizemli dünyasını Alanya’da keşfedebilirsiniz. Milyonlarca yıl öncesinden günümüze ulaşan kara mağaralarında, on binlerce yılda oluşmuş sarkıt ve dikitlerin büyülü dünyasında gezerken yeni oluşumlara da tanıklık edebilirsiniz.
Yaz aylarında yaylaya çıkmak ve yazı yaylada geçirmek, bin yıllık Yörük Türkmen kültürünün önemli bir parçasıdır. Geçmişte köyler bahar aylarıyla birlikte boşalır, halk serin ve bereketli yaylalara göç ederdi.
Akdeniz’den yaklaşık 15 kilometre içeride yer alan Dim Çayı kıyısı, Alanya’nın en sevilen piknik ve dinlenme alanlarından biridir. Ulu çınar ağaçlarının gölgesindeki kır lokantalarında masalar suyun içine kurulurken, su kenarındaki ahşap teraslarda minderlerle otantik yer sofraları hazırlanır.
Alanya’nın yaz sıcaklarından uzaklaşıp serinlemek isteyenler için Sapadere Kanyonu, mutlaka görülmesi gereken doğal güzelliklerden biridir. Alternatif turizm açısından önemli bir yere sahip olan Sapadere Kanyonu, Sapadere Köyü’nde yer almakta olup yaklaşık 750 metre uzunluğunda ve 400 metre yüksekliğindedir.